top of page

İyi Bir Seyahat Deneyimini Nasıl Tanımlarsınız?

  • Yazarın fotoğrafı: Lebriz Akdeniz
    Lebriz Akdeniz
  • 3 gün önce
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 saat önce


Chicago üzerinden bir seyahat ve yaşam kalitesi deneyimi, bir miktar da şehir markası gözlemi yazısı.
Chicago üzerinden bir seyahat ve yaşam kalitesi deneyimi, bir miktar da şehir markası gözlemi yazısı.

Geçtiğimiz günlerde Aposto Soli'de Elif Bayram'ın "Seyahatin Yeni Değer Önerisi" başlıklı yazısını okudum, tavsiye ederim. Yazı, son dönemde üzerine çok konuşulan bir konuyu sorguluyor: “Her şeyi daha gitmeden gördüğümüz, denemiş kadar olduğumuz ve yine de aynı deneyimleri tekrar ettiğimiz bir çağda seyahatin değeri nerede üretilebilir?”


Sorunun cevabı biraz da ne aradığımızla ilgili sanırım. Anlam, deneyim, dinlenme, macera, kendini geliştirme veya sosyal medyada paylaşmaya değer deneyimler yaşamak…


Gördükleri ona bir şeyler yapmış

Seyahat etmeyi seviyorum, kim sevmez? Seyahat insanı kendine yakınlaştırıyor, kalıplarından çıkarıyor ve değiştiriyor.


Tıpkı Yusuf Atılgan’ın sinemadan çıkmış insanı gibi. Yazar, Aylak Adam kitabında "Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış" der. Atılgan’ın sinemadan çıkmış insanını “seyahat eden” insanla değiştirip, kitaptaki satırları şöyle uyarlıyorum: "Yolculuğa çıkmış insan. Gördükleri ona bir şeyler yapmış."


Cloud Gate The Bean
Millenium Park girişinde yer alan ve sanatçı Anish Kapoor tarafından yapılan Cloud Gate, dünyanın en ünlü kamusal sanat eserlerinden biri.

Yaşam kalitesi odaklı bir şehir: Chicago

Turistik gezilerden çok deneyim odaklı seyahatleri seviyorum. Mutlaka görüleceklerin yanında niş keşifler yapmayı, şehirde yeni olmanın keyfini sürerken bir yandan da yerel yaşama karışmayı ve gezip gördüğüm yerlerin hikayelerini okumayı.


Yaz başında gittiğim Amerika-Kanada seyahati, bu açıdan cömert deneyimler ve taze fikirlerle doluydu. İyi tasarlanmış bir şehrin yaşam kalitesini nasıl olumlu etkilediği üzerine güzel bir deneyimdi Chicago ve Toronto. Önce Chicago’dan söz edeyim (Toronto’yu ayrı bir yazıda paylaşacağım.) Chicago, Amerika'da ziyaret ettiğim şehirler arasında açık ara en yaşanabilir, en düzenli ve insana en yakın hissettiren şehir oldu benim için.


Chicago sokakları
Chicago sokakları

Burada geçirdiğimiz altı gün boyunca yürüdük, metroya bindik, nehir ve göl kıyısında vakit geçirdik, banliyölere gittik, tekneyle dolaştık, kısacası hiç araba kullanma ihtiyacı hissetmedik. Şehirdeki her detay insan odaklı, kullanıcı dostu ve sürdürülebilir bir şehir planlama anlayışından besleniyor. Geniş cadde ve kaldırımlar, güçlü toplu ulaşım altyapısı, kesintisiz ve engelsiz yaya ulaşımı, Michigan Gölü ve Chicago Nehri etrafındaki kamusal alanlar... Tüm bunlar 1871’deki trajik yangınla neredeyse tamamen kül olan şehrin, sıfırdan planlanırken ne kadar akılcı ve öngörülü yapılandırıldığının, yaşam kalitesinin bir tesadüf olmadığının net bir göstergesi.


Tıpkı ürün geliştirmede, tasarımda, iletişimde ve birçok alanda olduğu gibi “kullanıcı deneyimi”, ürün tamamlandıktan sonra eklenen bir özellik değil, tasarımın başlangıç noktasıdır. İyi tasarlanmış bir ürün veya hizmet, kullanıcı ihtiyaçlarını öngörür, sorunları en aza indirir ve kusursuz, sezgisel bir deneyim yaratır. Chicago şehrindeki yaşam kalitesine dair kararların da yolda değil en başta verilmiş iyi tasarım kararlarının bir sonucu olduğunu anlıyoruz.


Su ile ilişkisi

Şehrin önemli unsurları olan Michigan Gölü ve Chicago Nehri bu bütünün ayrılmaz parçaları. Okyanusun, denizin, göl ve nehirlerin hayat verdiği nice kıyı şehri var. Chicago'da su, günlük hayatı zenginleştiren ve kolaylaştıran bir rol üstleniyor. Göl kıyısında koşanlar, nehirde kano yapanlar, deniz taksi ile işe giden, Riverwalk'ta yürüyen, çimlerde kitap okuyan insanlar... Kamusal alanın yaşama bu şekilde renk kattığını görmek çok değerli. Türkiye ve İstanbul ölçeğinde bu ilişkiyi nasıl da sınırlı yaşıyoruz değil mi?


Chicago Nehri ve Riverwalk
Chicago Nehri ve Riverwalk
Michigan Gölü kıyısında çok sayıda park ve plaj bulunuyor
Michigan Gölü kıyısında çok sayıda park ve plaj bulunuyor
Chicago Nehri kıyısındaki panoramik oturma alanları ve kano yapanlar
Chicago Nehri kıyısındaki panoramik oturma alanları ve kano yapanlar

ArchDaily’nin gezilebilir üç boyutlu hali

Chicago için "mimarlığın başkenti" denmesi de boşuna değil. Şehir adeta ArchDaily’nin gezilebilir üç boyutlu hali. Başınızı kaldırdığınızda her köşede iyi bir tasarıma, ikonik bir yapıya veya render’dan fırlamış gibi duran bir parka rastlıyorsunuz. İyi hissettiren şey ise tek başına yapılar değil. Tarihi yapılar ile modern mimarlığın yan yana duruşu, iyi işçilik ve insan ölçeğinde tasarlanmış kamusal alanlar bir bütün oluşturuyor. Aynı zamanda tüm bu estetik bütünlüğün arkasındaki iyi mühendislik pratiğini de net olarak görebiliyorsunuz.


Soldan sağa: Marina City, Tribune Tower, Aqua Tower
Soldan sağa: Marina City, Tribune Tower, Aqua Tower

Oralı gibi hissetmek

Burada bana en iyi gelen şeylerden biri “turist gibi hissetmemek” oldu. Israrcı restoranlar, her köşede hediyelik eşya dükkanları, ucuz renkli şemsiyeli turistik sokaklar, “gel bakalım turist efendi” diye kollarını açan bir tüketim kültürü yok. Her ne kadar şehirde geçici olsanız da ilk dakikadan itibaren şehrin günlük yaşamına dahil oluyorsunuz. Bu biraz da bulunmayı tercih ettiğiniz, takıldığınız konumlarla ilgili. Yerel halkın sosyalleştiği yerlerde zaman geçirmek şehri deneyimlemek açısından her zaman iyi bir tercih oluyor. Ama doğal akışında da sizi günlük yaşama kabul ediyor Chicago. Örneğin hiç çaba harcamadan, dünyanın en iyi tasarlanmış açık hava kamusal konser alanlarından birinde (Millennium Park'taki Jay Pritzker Pavilion) halk konserlerine katılıyorsunuz.


Jay Pritzker Pavilion açık hava konseri
Jay Pritzker Pavilion - Açık hava konseri
Mimar Frank Gehry tarafından tasarlanan Jay Pritzker Pavilion
Mimar Frank Gehry tarafından tasarlanan Jay Pritzker Pavilion
Jay Pritzker Pavilion'a bağlanan ve yine Frank Gehry'nin tasarladığı BP Yaya Köprüsü
Jay Pritzker Pavilion'a bağlanan ve yine Frank Gehry'nin tasarladığı BP Yaya Köprüsü

Hem cam kenarı hem şoför mahalli gibi şehir

Özetle Chicago, hem cam kenarı hem şoför mahalli gibi bir şehir. İnsana hem görkemli bir görsellik hem de nefis bir yaşam ve seyahat deneyimi sunuyor.


Deneyimin kalitesi doğal olarak kentlerin en büyük sermayesi olan şehir markasını da doğrudan güçlendiriyor. Çünkü bir şehrin marka değeri yalnızca kültürü, tarihi, ikonik yapıları ve sanatla oluşmuyor. Şehirde nasıl hissettiğiniz, kentin vaadi ile sunduğu günlük deneyimin tutarlılığı da en az bu simgeler kadar önemli.


En başa dönersem… İyi bir seyahatten geriye, performatif seyahat kültürünün dayattığı estetik Instagram fotoğraflarından ya da ne yiyip içtiğimizden çok, insana kattığı vizyon ve iyi hikayeler kalıyor.


Millennium Park'ta bulunan Crown Fountain
Millennium Park'ta bulunan Crown Fountain

Harold Washington Kütüphanesi'nin 9. katındaki kış bahçesi
Harold Washington Kütüphanesi'nin 9. katındaki kış bahçesi

 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Abone Olun

Yazılarımdan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın. 

Abone olduğunuz için teşekkürler!

© 2035 by Urban Artist. Powered and secured by Wix

bottom of page