top of page

İstanbul’da Kamu Binası Bütçelerinin Yüzde 1’i Sanata Ayrılsa?

  • 2 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 gün önce


CHUM Hastanesinin modern cam cephesine entegre edilen Saint-Sauveur Kilisesi çan kulesi, Montréal’de tarihi miras ile çağdaş mimarinin buluşmasına örnek oluşturuyor.
CHUM Hastanesinin modern cam cephesine entegre edilen Saint-Sauveur Kilisesi çan kulesi, Montréal’de tarihi miras ile çağdaş mimarinin buluşmasına örnek oluşturuyor.


İstanbul’daki kamu binası projelerinde bütçenin yüzde 1’i kamusal sanat çalışmalarına ayrılsa nasıl olur?


Québec’te 1961'den bu yana uygulanan böyle bir kamusal sanat politikası var. Kamu binalarının inşaat ve yenileme projelerinde yapım bütçesinin yaklaşık yüzde biri, o yapı için üretilen kalıcı bir sanat eserine ayrılıyor.


Montréal'de kamusal sanat her yerde
Montréal'de kamusal sanat her yerde
Montréal Dünya Ticaret Merkezi ve aynı zamanda metro girişi olan atriumda 17. yüzyıl Fransız heykeltıraşı Dieudonné-Barthélemy Guibal tarafından yapılan Amphitrite Çeşmesi yer alıyor

Yüzde bir, ilk bakışta küçük bir oran gibi görünebilir. Varsın az olsun, ama olsun. Bir sıfırdan büyüktür.


İstanbul gibi bir şantiye şehirde, on yıllar boyunca her okul, belediye, hastane, kütüphane, hizmet binasına uygulandığını, şehrin bir yandan kentsel olarak dönüşürken estetik olarak da dönüştüğünü düşünelim.


Güzel olmaz mı?


Montréal'de kamusal sanat her yerde
Kamusal sanat uygulamaları şehirlere özgün, hatırlanabilir ve paylaşılabilir bir kimlik kazandırıyor.

Montréal’de parklarda, meydanlarda, önemli yapıların önünde ve içerisinde sanat eserlerine rastlıyorsunuz. Sadece heykel, resim vb olarak düşünmeyin. Örneğin CHUM şehir hastanesinin cephesinde, tarihi bir kilisenin çan kulesi yer alıyor. Hastane inşa edilirken sökülen bu yapı, modern cam cepheye aslına uygun biçimde yerleştirilmiş. İçeride ise yapı için üretilmiş farklı yaratıcı sergilemeler bulunuyor.


CHUM’da Saint-Sauveur Kilisesi’nin çan kulesinin yanı sıra Maison Garth’ın cephesi de yeni yapıya entegre edilmiş
CHUM’da Saint-Sauveur Kilisesi’nin çan kulesinin yanı sıra Maison Garth’ın cephesi de yeni yapıya entegre edilmiş

Bu tarz uygulamalar, şehirlerin ruhunu, iletişim dilini değiştirme gücüne sahip. Tasarımla, sanatla zenginleşen kamusal alanlar ziyaretçi deneyimini geliştiriyor, bölgenin ekonomik değerini artırıyor, yaratıcı endüstrileri ve nitelikli insan kaynağını kendine çekiyor. Bu sayede kentin marka varlığı da güçleniyor.


Kamusal Sanat Şehir Markasını Nasıl Güçlendirir?


İstanbul’da son birkaç yılda hayata geçirilen şu projeler mesela: Yeldeğirmeni’ndeki duvar resimleri, Santral İstanbul, Müze Gazhane, Artİstanbul Feshane, Casa Botter, Bulgur Palas ve Çubuklu Siloları… Tarihi ve endüstriyel miras,  kültür ve sanat işlevleriyle yeniden kent yaşamına katıldığında şehrin havası nasıl da değişiyor, renkleniyor.


Hayali bile güzel... İstanbul’daki kamu binası yatırımlarının yüzde biri sanata ayrılsa şehir bir on yıl sonra kim bilir nasıl görünürdü?






Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Abone Olun

Yazılarımdan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın. 

Abone olduğunuz için teşekkürler!

© 2035 by Urban Artist. Powered and secured by Wix

bottom of page