İletişimcilerin Yeni Görevi: Yapay Zeka Görünürlüğü
- Lebriz Akdeniz
- 20 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur

ChatGPT ve diğer üretken yapay zekâ araçlarının popülaritesi giderek artıyor. Biz iletişimciler içinse kritik bir soru gündeme geliyor: Yapay zekâ, arama aracı olarak Google’ın yerini mi alacak? Çünkü bu içerik yönetimi ve pazarlama iletişimi stratejisi için önemli bir an.
Cevap şimdilik “hayır” olsa da bu yanıta güvenip arkamızı dönmemiz mümkün değil. Çünkü genel kullanıcı davranışlarıyla profesyonel dünyanın işleyişi birbirinden çok farklı.
Bugün bir karar verici, satın alma profesyoneli, müşteri adayı, gazeteci ya da potansiyel yatırımcı markanız hakkında bilgi almak istediğinde çoğu zaman ilk durağı Google değil, yapay zekâ oluyor.
“X alanının en güvenilir oyuncuları kim?”
“X şirketi sektöründe nerede konumlanıyor?”
Ve saniyeler içinde karşısına bir sıralama, analiz ve hatta güçlü–zayıf yönler listesi çıkıyor.
Peki siz o listede var mısınız? Varsanız, gerçekten olmanız gereken yerde misiniz? Yoksa adınız hiç geçmiyor mu?
Yapay zekâ sizin yarattığınız dijital izler kadar, başkalarının sizden nasıl bahsettiğiyle de ilgileniyor.
Tıpkı gerçek yaşamda bizler için de geçerli olan, Amazon'un Kurucusu ve CEO'su Jeff Bezos’un markalar için söylediği şu ünlü sözdeki gibi:
"Markanız, siz orada yokken insanların sizin hakkınızda söyledikleridir."
Peki yapay zeka siz odada yokken hakkınızda aktardığı bu bilgileri nasıl topluyor?
İletişim Profesyonelleri İçin Yeni Alan: Yapay Zeka Görünürlüğü
Bugüne kadar iletişimciler olarak yapay zekayı daha çok “yardımcı araç” olarak veya “etik” bağlamda değerlendirdik. İçerik yönetimini ve itibarı, Google sıralamaları, etkileşimler ve basın haberleri üzerinden analiz ettik.
Oysa bugün tablo farklı. Google’da üst sıralarda olmanız yetmiyor. Bolca basın bülteniniz yayınlanmış, insanlar haberlerinize tıklamış olabilir ama bu da yetmiyor. Görünürlük kuralları yeniden yazılıyor.
Artık mesele şu: markanız, yapay zekanın yanıtlarında doğru bir şekilde yer alabiliyor mu?
Ve bu sadece web sitesiniz, sosyal medyanız, SEO ya da reklam yatırımlarınızla sağlanamıyor. Yapay zekâ, en güvenilir kaynaklarda en sık geçen markaları öne çıkarıyor. Basın haberleri, kullanıcı yorumları, sosyal medya konuşmaları, üçüncü taraf içerikler ve bazı diğer dinamikler…
Bu da yapay zeka için yeni bir iletişim stratejisi belirleme ihtiyacı anlamına geliyor.
Peki İletişimciler Ne Yapmalı?
İletişim profesyonelleri için bu önemli bir fırsat. Çünkü yapay zeka görünürlüğünü şekillendirmek, tam da bizim en iyi bildiğimiz alanlara dayanıyor:
Hikâye anlatımı
Medya erişimi
İtibar inşası
Bugün ve gelecekte yapay zeka yanıtlarında markamızın nasıl temsil edileceğini belirleme şansı elimizde. Ve bu alanı sahiplenen iletişimciler, markaları için sadece Google’da değil, yapay zekâda da görünürlüğün liderliğini üstlenecek.
Peki, ChatGPT gibi LLM'ler (Large Language Model) markanız hakkındaki bilgiyi nasıl topluyor? Stratejiyi nasıl kurmalıyız, bilmek ister misiniz? Bu konuda yazılanlardan ve konunun PR bağlamı ile ilgili güncel bir araştırmadan aldığım zihin açıcı notları yazı uzamasın diye başka bir yazıda aktaracağım.




Yorumlar